EdebiyatCa


    GEÇİŞ DÖNEMİ ESERLERİ-(10.-13. YÜZYIL) DİVÂNÜ LÜGÂTİ'T-TÜRK (Kaşgarlı Mahmud) - İslami Devir Türk Edebiyatı



REKLAMLAR



Ekleyen: potomyali | Okunma Sayısı: 1277

GEÇİŞ DÖNEMİ (10.-13. YÜZYIL)
DİVÂNÜ LÜGÂTİ'T-TÜRK (Kaşgarlı Mahmud)

Kaşgarlının günümüze kadar ulaşan eserinin adı Divânü Lügâti't-Türk'tür.  O, bir eseri daha olduğunu divanında söylemekle beraber bu eser henüz bulunamamıştır. Bulunamayan bu eserin adı Kitâbı Cevâhir el-Nahvi fî Lügâti't-Türk'tür. Kaşgarlı Divânü Lügâti't-Türk'ü yazış amacını eserinin önsözünde şöyle belirtiyor: "Türk dili ile Arap dilinin at başı beraber yürüdükleri bilinsin diye..."  yani o eserini yabancılara, özellikle de Araplar'a Türkçe'nin üstün bir dil olduğunu ve diğer dillerle yarışabilecek seviyede olduğunu belirtmek için yazmıştır. Eserini yazmak için Türklerin bir çok şehrini gezmiş, dolaşmış ve birçok not aldıktan sonra eserini yazmaya koyulmuştur. İyi bir hazırlanma ve çalışma neticesinde ortaya çıkan bu eser bize XI. yüzyıldaki Türklerin tarihi, coğrafyası, kültürü, folkloru, yaşayışı, edebiyatı, belli başlı yerleri, belli başlı kişileri, günlük hayatta sık sık kullanılan kelimeleri vb. birçok özelliğini yansıtmaktadır. Bu yönüyle eser, Türk tarihinde bir "hazine" sayılmaktadır. Yazar, yukarıda saydığımız özellikleri lügatine seçmiş olduğu kelimeleri örneklerken kullanmıştır ve bunda da çok başarılı olmuştur. Normalde eser bir sözlük olmasına rağmen seçtiği örneklere baktığımızda gerek savlar (atasözleri), sagular (ağıt), beyitler, çeşitli şiir parçaları, deyimler ve gerekse de çeşitli yer adlarına ve kişi adlarına rastlamaktayız.
Bizim konumuz divanda geçen savlar, halk edebiyatı unsurları, beyitler ve çeşitli şiirlerdir. Kaşgarlı lügatine almış olduğu sözcükleri açıkladıktan sonra onları daha anlaşılır kılabilmek için sözcükleri cümle içerisinde örnekleme yoluna gitmiştir. Bu yola başvurduğunda ise örnek olarak da sıradan cümleler değil, o zaman halk arasında kullanılmakta olan savlar (atasözü), sagular (ağıt), destanlar, beyitler, dörtlükler, koşuklar, deyimler veya çeşitli edebî cümleleri almıştır. Bu yolla sözcüklerin daha kolay anlaşılmasını ve aynı zamanda akılda daha çok kalmasını sağlamıştır.
Kaşgarlı'nın eserinde, yukarıdaki örneklerin kullanımıyla ilgili Banarlı şu açıklamayı yapmaktadır: "Divânü Lügâti't-Türk'teki Türkçe örnekler Göktürk Kitabeleri'nden bu yana bize kadar yaşayan en eski Türk edebiyatı hatıralarıdır. Bunlar arasında türlü koşuklar, sagular ve destan parçaları vardır. Böyle şiirler, umûmiyetle ve herhangi bir kelimeleri dolayısıyla, birer dörtlük halinde eserin muhtelif sahifelerinde dağınıktır. Bu muhtelif sahifelerdeki dörtlükler, mevzuları ve kafiyeleri ile seçilerek, birbiri arkasına konulunca bundan bir manzumenin bütünü veya büyük bir parçası meydana çıkmaktadır."
Yukarıda belirttiğimiz türleri örneklendirerek konumuzu sonlandırmak istiyoruz. Eserde geçen sav, sagu, koşuk, destan parçalarından ve deyimlerden bazıları şunlardır.
DESTAN (Uygurlara Karşı Bir Savaş destanından)
Kemi içre olturup
Ila suvın keçtimiz
Uygur tapa başlanup
Mınglak ilin açtımız
Gemi içerisinde oturarak
Ila suyunu geçtik
Uygurlara karşı durmakla
Mınglak ilini fethettik
Ağdı kızıl bayrak
Toğdı kara toprak
Yetişü kelip oğrak
Tokışıp anın geçtimiz
Kızıl bayrak yükseldi
Kara toprak canlandı
Oğrak binicileri de yetişip
Savaşa tutuşarak geciktik

KOŞUK
Keldü esin esneyü
Kadka tükel osnayu
Kirdi bodun kasnayu
Kar bulut kükreşür
Kara buz kamu erüşdi
Taglar suvı akışdı
Kökşin bulıt örüşdi
Kayguk bolıp ögrişür
Tümen çiçek tizildi
Bükünden ol yazıldı
Üküş atıp özeldi
Yirde kopa adrışur
Günümüz Türkçesiyle:
Rüzgar eserek geldi 
Kar tipisine benziyordu
Halk titreyerek (evlere)girdi
Kara bulutlar gürlüyor

Karlar ve buzlar hep eridi
Dağların suyu (seller halinde) aktı
Mavimtırak bulutlar belirdi
(Bunlar, deniz üstündeki) kayıklar gibi (Havada sallanıp duruyor)

On binlerce çiçek sıra sıra dizildi
Tomurcuklarından çözüldü
Uzun süre yatmaktan sıkılmışlardı
Yerden biterek birbirlerinden ayrılıyorlar
SAVLAR
1. Aç ne yimes, tok ne times.
2. Alın arslan tutar, küçin sıçgan tutmas.
3. Bir karga birle kış kelmes.
4. Böri koşnısın yimes.
5. Ermegüke bulıt yük bolır.
6. Efdeki buzagı öküz bolmas.
7. İt ısırmaz, at tepmes time.
8. Tag taga kavuşmas, kiş kişike kavuşur.
9. Yılan kendi egrisin bilmes, tefi boynın eğri tir.
10. Kanıg kan bile yumas.
Günümüz Türkçesiyle:
1. Aç ne yemez, tok ne demez. 2. Al (Hile) ile aslan tutulur, güç ile sıçan tutulmaz. 3. Bir karga ile kış gelmez. 4. Kurt komşusunu yemez. 5. Tembele bulut yük olur. 6. Evdeki buzağı öküz olmaz. 7. İt ısırmaz, at tepmez deme. 8. Dağ dağa kavuşmaz, kişi kişiye kavuşur. 9. Yılan kendi eğrisini bilmez, deve boynun eğri der. 10. Kanı kanla yıkamazlar.
BİRKAÇ BEYİT
"Algıl ögüt mendin oğul erdem tile.
Boyda uluğ bilge bolup bilging ula.
(Oğul! Benden öğüt al, edep ve terbiyeye çalış, tâ ki ulusun büyüğü olasın; onlar arasında edep ve hikmetin yayıla.)
Kışka etin kelse kalı kutluğ yay
Tün kün keçe alkınur ödhlek bile ay
(Kutlu yaz geldiğinde kış için hazırlan; gece gündüz geçerek ay ile zaman tükenir.)"



REKLAMLAR


Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan yer sağlayıcı olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu nedenle, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, sorucam@gmail.com mail adresinden bize ulaşabilirler. Şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Sitemiz hiçbir şekilde kar amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.